12 Aralık 2016 Pazartesi

Utancımı Unutmamak İçin Yazıyorum...

Anne olalı beri haberleri seyretmediğimi gazete okumadığımı yazmışımdır. Annelik bana şefkat, merhamet, empati adına çok şey kazandırdı. Şehit annelerinin acı feryatları, savaş ortasında kalmış çocukları daha pek çok acıyı görünce derinden sarsılıyorum. Kadın ve çocuk Rabbimin merhametini en çok hakeden iki varlık... Böyle manzaralara yürek dayanmıyor. Olduğum yerde kalıyorum, gördüklerim kafamda devamlı dönüp duruyor. Dünya adına hiç birşey yapmak istemiyorum, dünyadan soğuyorum. Kendi ihtiyaçlarım bir yana bakmakla yükümlü olduklarıma bakamıyorum. Ne dediklerini duyuyor, ne yemeklerini yapabiliyorum. Anlatmak zor işte! Birgün yine böyle elimden birşey gelmediğini anladığım vakit ne haber ne gazete hepsine veda ettim. Elimden gelen duaydı, tüm dualarımı çocuklarla doldurdum, doldururum...


Uzun zamandır hayattan bir haber yaşayıp giderim, arada duyduklarımın ayrıntılarını öğrenmeye birkaç satır gazete okurum, haber seyrederim. Bugün de işyerinde işleri bitirince mesai bitimine yakın   gazetelere bakayım dedim. Gördüklerimle kanım dondu! Tam bir Katliam. Yazmak bile ürpertiyor bu kelimeyi. Acının adresi HALEP olmuş. Yine çocuklar... Masumlar... Acının tarifi yok işte... Varsa şimdi yapsın birisi!
Halepde iki mahelleye sıkışmış 100 binlerce insan hayatta kalma mücadelesi verirken, kadınlar namus korkusu ile canına kıyarken, hiçbirşeyden haberi olmayıp korkuyu herbir hücresine kadar öğrenmiş olan çocuklar birbirine sarılırken... Akşama kadar yaptığım işler gözümde küçüldü! O kadar utandım ki halimden, insan olmaktan... Dün başlamıştı vahşet! Ya ben ne yapıyordum. Müslüman kardeşinin feryadından habersiz gülüyor, eğleniyordum...

Rabbim beni affet demeye utandığınız oldu mu hiç? Tüm bunları görüyor, biliyorsanız olmalı!

Din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın dilerimki Rabbim zulüm altındaki tüm çocukları korusun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder